30 Ağustos 2012 Perşembe

İhsan Oktay Anar - Amat

Her şeyden önce birazcık Tori Amos arındırır. Bir de Girl Disappearing patlatırsanız pek sevinirim.



Şu son yazdıklarım biraz kısa, onları Akçay'da okudum, üç hafta önce. Ayrıntıları unutuyorum, unutunca da leş gibi yazıyorum. Bu da biraz kısa olacak sanırım. Şöyle başlasın: Emekli olmasına bencilce sevindiğim bir insanın daha çok yazmasını bekliyorum. Daha çok, daha çok! Elbette işler öyle yürümüyor; herkesin popisinin farklı olması gibi yazma süreci de farklı. Ne bileyim işte, çok büyük yazar Anar.

Anar'ın isim sembolizasyonlarına özellikle dikkat etmek lazım. Okuduğum üçüncü kitabıydı ve üslubunu birazcık anladığımı düşünüp isimlere özellikle dikkat ettim. Birçoğundan belli bir çıkarım yapabildim, bunda Anar'ın okuyucuya sağladığı -diğer gizlere göre nispeten- kolaylığın yanında benim okuma şeklim de etkili oldu. Fakat bazı isimlerde kafa patlatmama rağmen başarılı olamadım ve Anar'ın kurgusunda zevkle, kör topal ilerleyen bir okuyucu olarak sona gelince koca bir, "Vaays!" çektim. Sonucu ince bir örtüyle gizliyor Anar; bir şeyler görebiliyoruz fakat arda geçmeden anlayamıyoruz/emin olamıyoruz.

Romanın birbirine geçmiş iki katmandan oluştuğunu söyleyeceğim, Kitab-ül Hiyel'de ve Puslu Kıtalar Atlası'nda da aynı olay vardı ki Anar'ı Anar yapan da bence bu. İlki bildiğimiz, gördüğümüz olay örgüsü. Maceralar, fantastik gibi yerler, zamanlar, insanlar. İkincisiyse, işte olay burada; bir alt kurgu. Çok iyi gizlenmiş, ilk katmanda ipuçları verilen ve ağır ağır ortaya çıkıp okuyucunun keyfini tavan yaptıran felsefi veya mitolojik, ya da bu ayarda bir şey.

Olayları unuttum, o yüzden direkt bu alt kurguyu inceleyeceğim. Kitabı okuyacak olanların bundan sonrasını okumaması çok iyi olur. Geldiğiniz için teşekkür ederim, bence alın ve okuyun kitabı. Bays.

Evet, gittiklerine göre devam edebiliriz. Edemeyiz, çünkü anlatacaklarım zaten anlatılmış.

http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=8855564

Ne eksik ne fazla, çıkardığım notlar da böyleydi.

Anar'ın kitabın başında girip çıktığı ortamların ve olayların kazandırdığı büyülü atmosferin ardından gemiye geçiyoruz, Anar'ın okuyucuyu hazırlaması yine mükemmel.

Leş gibi bir yazı oldu, bundan sonra yazacaklarım taze olduğu için böyle olmaz. Yani Anar lan işte, görüldüğü yerde affedilmesin, alınsın bu kitap.

2 yorum:

  1. Hmmmm, denizcilik terimlerinin çokluğu ile yıkıp bırakmıştım, yine okumak istedim şimdi.

    Kitabı okuduktan sonra üzerinden bir hafta geçse ayrıntıların cogu unutuluyor, hele hele haftada iki,uç bazen dört okuyanlardansaniz,

    Ömer gündesin her gün ortalama 500 sayfa okuduğunu söyleyenler var, üzerine bir de yazı yazıyor. Ne zihin ama!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog'u açmamdaki amaç da oydu; unutmamak. Çok çabuk unutuyorum, unutmadan bir yerlere kaydedeyim istedim.

      İşte öyle bir hayat ne süper bir hayat. Umarım ileride olur. :j

      Sil