Baricco'nun Emmaus'ını okuyup tembellikten yazamamıştım. Genç kuşak diyeceğim ama doğru olmayacak, günümüz İtalyan edebiyatının temsilcilerinden olan Baricco'nun metinleri oyuna açık bir gerçekliğe sahip. Meseleler iyi. Güzel yani, tavsiye ederim.
İpek, 1861'de Fransa'da nadir bulunuyor. Joncour'nun ipek işine girmesiyle birlikte patronunun da onayıyla Japonya yolculukları başlıyor. Bilinmeyen bir dünya, Batılıların katledildiği zamanlar. Silence'ı izlerseniz fikir sahibi olabilirsiniz. Meiji hadisesinin eli kulağında, çok uygar Batılılar demokrasi götürmek üzere. Götürüyorlar da, anlatının tam ortasında her şeyi koparıp atan bir savaş çıkıyor ama öncesinde yolculuklar başlıyor.

Hara Kei'nin kuşları. Sevdalı olan bir kuşu salar, kafesten kurtarır ve kuş özgürlüğünü haykırırken kendi aşkını da duyurmuş olur. Son yolculukta yanan köye gelen adamımız, kuşların serbest kaldığını görür. Kız bırakmıştır, ya da yangından kurtulmaları için bir başkası. Savaşa önayak olan uygarlığın inceden bir eleştirisi vardır, bazı yerlerde kalınlaşır. Açılmak istemeyen kapalı bir toplumu kerpetenle açmayı düşünen koca koca devletlerin yanında mesafeyle, kültür farkıyla kapatılmış kapıyı, aşkın kapısını zorla açmak isteyen Joncour da felakete yol açanlardandır. "Hepimiz iğrenciz. Hepimiz olağanüstüyüz ve hepimiz iğrenciz." (s. 67) Acısını çok ağır çeker, hiçbir zaman yaşayamayacağı bir şey için özlemden ölür ve memleketine döner, eşinin yanına. Aziz, berduş, mutsuz. Her şeyden el etek çeker, izole bir hayata başlar.
Hélène için ayrı bir paragraf lazım. Sezgileri kuvvetli bir kadın Hélène, Japonya'da bir şeyler olduğunu anlar ve bir yolculuktan önce eşine dönmesi konusunda söz verdirtir. Sonrasında adamın acı çektiğini görür, meseleyi çözer. Bir gün Joncour'ya Japonca yazılmış bir mektup gelir, adam mektubu okuttuğunda yarım kalanlar tamamlanmış gibi gelir ve sakin, durgun bir yaşam sürmeye başlar. Mektupta hiç yaşanmamış bir sevişmenin tasviri vardır ve adamımızın bu mektupla yetinmesi gerektiği söylenir. Kırık kalp böylece tamir olur, olabildiği kadar. Hélène'in ölümüyle anlaşılır ki mektubu Hélène yazmıştır, kocasının tamamlanması için. Olabildiği kadar. Adamın aradığı aşk en başından beri yanı başında olabilir, bazen. Bazen insan görmez çünkü başka bir yere bakar. Başka bir yer daha çekici gelir. Başka bir yere gidilir, geride kalanlarla yeninin arasında sıkışılır. Durgunluk belki buradan gelir, kim bilir? Sıkışan.
Kimlikler farklı değil, coğrafyalar farklı değil, insan işte. Şahane bir novella. Iskalamayın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder