

İyice düşünüp taşındıktan ve cesareti iyice topladıktan sonra karar verdiniz, zam isteyeceksiniz ama bu iyice düşünüp taşınmanın ve cesareti toplamanın bile ayrı, upuzun bir metin olarak karşımıza çıkması olasıdır, günün birinde, belki biri yazacaktır da iki metni birleştirecektir, Perec çoktan öldüğüne göre bu mirası birinin omuzlaması gerekmektedir, bunun öyküsü yazılabilir ama konu öykünün tek kurşunuyla yaralanmayacaktır bile. Buna koca koca fikirler de tıkıştırılamaz, hiç kimse hiçbir şeyden o kadar emin olamaz, olduğu yerde alayla anılacak, kuyruğuna teneke bağlanıp kıçına tekme atılacaktır. Günümüzde kimse Tolstoy gibi yazmamalıdır, yazanlar vardır, onlar da bir anlatı geleneğini günümüze uyarlamaktan fazlasını yapmazlar, yaparlar ama büyük düşünceler yetmiş yıl önce bir iki nükleer bombayla, daha da önemlisi minicik devrelerle paramparça edilmiştir, artık kırıntılarla beslenmemiz gerekmektedir, kırıntılar için ücret artışı talebinde bulunmamız gerekmektedir. Bulunmanız.
Perec herhangi bir noktalama işareti kullanmaz ve bir anı dallara ayırır, aslında karar anında beliren olasılıkların dökümüdür ve söylediğim gibi besinlerden, Ionesco'dan ve daha pek çok şeyden etkilenilir, zam istemenin içine amma da çok şey sığmaktadır öyle, örneğin konuşulan saat ve saatin çalması ve Vonnegut'un anlattığı bir fıkradaki guguk kuşu pisliği temizleyiciliği gibi işler bunlardan bazılarıdır, aslında bu temizleyicilik iyi para getirir gibi gözükse de birkaç kuruş fazla kazanmanın derdi her zaman aklın bir köşesindedir, servis şefine bu köşelerden bahsedilmez de torunlardan bahsedilir, birinin tedaviye ihtiyacı vardır veya yeni bir ayakkabıya, yahut bir şeye işte, her neyse, onun için zam istenmektedir. Zam değil, ücret artışı istenmektedir, Zam sözcüğündeki a'nın tınlaması oldukça kabadır, korkutucudur, asla gerçekleşmeyecek bir vaattir. Gerçekleşmeyecek bir vaat neden ısrarla izlenir? Gerçekleşeceği söylendiği için. Söze değil, söyleyene bakılmasının gerekliliği boşuna değildir, sözün değerini belirleyen budur ama bir hatadır, yapılır, insan neye inanmak isterse ona inanır ve söyleyenin boşa çıkardığı güven itinayla buruşturulur, çöpe atılır. Olur böyle şeyler, yaşamın içinde bunlar da var denir ve yaşamın içi dışına çıkarılır, temizinden bir denizaltının içine konur ve denizaltı uzaya yollanırsa her şeyi baştan başlatacak bir saat tiklemeye ve dahi taklamaya başlar. Böylesi hiç görülmemiştir ama bir kez yapıldığını şahsen bir arkadaşımda, servis şefinde belki, gördüm, iyi bir teşebbüstü. Tekrarlanacak olması kötü.
Perhizler, balıklar, vahşi kapitalizm ve insan. Oyunlarda ve rüyalarda buluşurlar. Ben bu metni tekinsiz bir rüya olarak gördüm, uyanınca elimin boğazıma sarıldığını fark ettim. Bir ihtimal, hastalığımdan doğan öksürüğümü durdurabilirdi ama başka ihtimaller arasında ne önemi vardı ki, ölüm sadece bir tanesi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder