Carlo Ossola, Barthes'ın metni oluşturan her bir parçayı incelediği ve tekrar bir araya getirdiği araştırmaları hakkında genel bir bilgi veriyor; Barthes'ın yazıyı satori'ye benzetmesi -Zen'de ayakların yerden kesilmesidir, Suzuki'ye göre Zen'i bilen insanla bilmeyen insan arasındaki farktır- öznenin geçirdiği sarsıntıyı, manayı görmeyi anlatır. Yazı bir biçimlemedir, toprağın ve binaların biçimlenmesi gibi orada olanı değiştirir ve olmayanı çağrıştırır. Olabildiğince yenidir, yeni olmadığı kadarınca geçmişe, olana bağlıdır ve bu da tekrardır, fark doğurmayan tekrara düşmek tehlikesini taşır. Barthes'a göre bu tekrarlama çıkmazının yerine "ortaçağın yenilikçi barbarlığı" daha makuldür. Metnin faydacı işlevleriyle ilgisi yoktur bunun, sırf sağlıklı iletişim için değildir, haz içindir. Metne şefkatle yaklaşabilmenin bir yoludur, eleştiri de bu şefkatin sonucunda doğar ve yorumlamalarla metni/kabuğu/dünyayı kırar, başka bir yeniye dönüştürür. Hazza.
Yazı Üzerine Çeşitlemeler bölümünde sorular üretiliyor ve yazının neliği deşifre edilmeye çalışılıyor. Kişisel bir döküm; Barthes yazının tarihsel biçimlenişini kendini kerteriz noktası yaparak irdeliyor. "Yazının organik ve psişik derinlikleri" insanda yankısını buluyor, herkeste farklı bir biçimde. Barthes öncelikle kilometre taşlarını inceliyor, yazının kaynağı birincisi. Grafizm, çizgisel yazı, ideogram, alfabenin küresel yolculuğu, yazı araçları ve nihayetinde daktilo. Hepsi yazının çeşitli işlevlerini yüklenecek gereçler olarak beliriyor, insanoğlunun farklı zamanlarda ihtiyaç duyduğu epistemolojik olguları sağlıyor. Saklamak bunlardan biri; okumayı bilmeyenler için her yazı bir sır, çözülemeyen bir şifre olarak kalıyor. Okunaksız yazının toplumsal ihtiyaçları karşılaması bir yana, sanatta kişisellik olarak ortaya çıkması anlaşılabilir. Ressamların grafik imgelerine değiniyor Barthes, "sanatsal aykırılık" yerine "yazının öteki yüzü" olarak görülen bu imgeler, gizlenmiş bir gerçekliği saklıyor.

Yazı, kişiyi anlatabilir mi? Bu diğer bir soru(n). Barthes, "yazının dar bir bilimsellikle cılız bir metafizik arasında salınıp durduğunu, yazıya dair bilgi alanının yazı çevresinde kurduğu epistemolojik mitolojinin genel özelliklerini belirtmekle yetindiğini" söylüyor. Yazıyla söz arasındaki mesafe, bu bakış açısının yardımıyla gelişen toplumsal kopukluğun ürünü.
Dizge alt bölümünde yazının en küçük parçaları olan harflerin biçimlenişi ve görevleri inceleniyor. Büyük harflerin hep büyük kalmaması, Latincede bilinmeyen küçük harflerin ortaya çıkması, Barthes'a göre bir "benzerlik-karşıtlığı" sonucu. Boyutları değişen harflerin imledikleri de değişir ve böylece daha etkin bir yansıma yaratılmış olur. Bunun dışında diğer alfabelerden alınan harflerin yanında alınmayanlar da vardır, mağara resimlerindeki formların söze ve yazıya yer bırakmamaları vardır, her biçim bir diğerini ortadan kaldırır. Kayboluşun kademesi arttıkça alfabeler ve diller ortadan kaybolur, belleğin ortadan kaybolmasıdır bu.
İmza, yazıyla ekonominin ilişkisi, güç edinimi, daktilonun yazının niteliklerini değiştirmesi gibi pek çok konuyla devam ediyor Barthes, toplumsaldan kişisele indikçe beden-yazı bağlantısına ulaşıyor. Yazının beden hakkında söyleyebilecekleri -tersi de- sınırlı, çünkü yazının ortaya çıkmasını sağlayan koşullar belirli bir sosyo-ekonomik bağlamda sürer, yazının belirli bir yöne doğru yazılması bile böyle bir bağlamın ürünüdür. Soldan sağa doğru düşünür, yazarız. Seçemediğimiz yazının bizi yansıtma özelliği azalır. Arrival'ı hatırlarsak aynı durum uzaylı biraderlerde de olabilir; zaman algıları yazılarını biçimlendirmiş olabilir ama bunun tam tersi geçerlidir belki, evreni istediğimiz gibi anlamlandıramadıktan sonra özgürlük diye bir şeyden bahsetmek gülünç.
Metnin Hazzı. Bir şiirin şiirliğini, estetik olurluğunu belirleyen mekanizmaları defetmek için: "'Kafamı başka tarafa çeviririm, reddetmek için yapacağım tek şey bu olur.'" (s. 97)
Sınıfsal yapıyı yıkmak için bütün dilleri bir araya getiren anarşisti düşlüyor Barthes, Babil'in mutluluğundan haz veren metni doğuruyor.
Haz ve doyum arasındaki fark. Barthes söylemin asla tamamlanmayacağını, ikisinin arasında hep bir kararsızlık payı kalacağını söylüyor. Metnin hazzı, yazarın hazzıyla ilişkili ve nevrotik bir yapıya sahip; okumak gerçekliği anlaşılamayan bir tür serap yaratıyor. Delilikle bağlantı. Karşılıklı kodların birbiriyle bağlantı kurması, okur ve metnin bir noktada buluşmaları ama hiçbir zaman bütünleşmemeleri. Yıkım ve yaratım, metnin hazzını doğuran şeyler. Cinsel organın örtülmesi veya sona doğru gizemin artması, Barthes için hazzın kaynaklarından bazıları. Görülmesi yasaklananın veya ötelenenin ne olduğuna dair bir yolculuk, keşif. Kısa olmasının makbul olduğunu söyler Barthes, ancak kısa metinler, okuru perdenin ötesinde tutmayan metinler hazzı yükseltebilir. Öznellik taşırlar, Nietzsche'nin öznellik anlayışı ele alınarak değerlendirildiklerinde esenlik içerirler. Eleştiri, kaynağını burada bulur; Barthes'a göre okur yer değiştirir ve yazarın hazzını kendisinin kılar. Keşiftir, yine. Okumak, hazzı keşfetme yolculuğudur ve bu haz, yazının taşıdığı her şeye sahiptir.
Barthes, metni doğuran imgeleri metinden doğuruyor ve yazıyla haz arasında muhtelif bağlantılar kuruyor. Kendine ait bir okur. Sonsuz saygı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder