11 Temmuz 2015 Cumartesi

Stephen King - Diriliş

King'in anlatımında otobiyografik mevzular son kitaplarında arttı gibi geliyor bana. Olaydan ziyade zaman ve mekan odaklı bir anlatımı benimsedi, böylece karakterlerinin yaşadığı evreni olaya daha gerçekçi bir şekilde yedirmeye başladı. Artık hikâyenin peşinden koşmakla birlikte karakterleri tanıyoruz da. King'in ilk kitaplarında geçmişe dönerek anlatılan parçaların oluşturduğu karakterler, geçmişteki yaşamlarıyla birlikte ele alınıyor artık. Yaşamlarından kesitlere şahit oluyor okur. Çok güzel, ben bunu tuttum. Yetmişini deviren King'in hızında bir azalma da yok. Yani bilemiyorum, onca yazarın arasında ölümüne gerçekten, gerçekten üzüleceğim tek adam King olacak galiba.

Karakter kadrosunda büyüme var, bahsettiğim anlatım şekliyle birlikte tanıştığımız arkadaşların çoğu belirip kayboluyor. Neredeyse otuz yıla yayılan bir olaylar zincirinde bu durum normal. Değişmeyen iki isim Charles Jacobs ve Jamie Morton.

Epigrafta döne döne okuduğum Lovecraft var: "Sonsuza dek varolan ölü değildir/Ve garip sonsuzluklarda ölüm bile ölebilir." Cthulhu'nun Çağrısı'nda, o garip heykelcikte yazıyordu. Ben çok heyecanlanmıştım epigrafı görünce, Cthulhu Mitosu için mütevazı bir katkıdır belki demiştim. Öyle sayılabilir, Yüce Eskiler'e bile rastlıyorsunuz sonlarda.

Olay şu; Jamie Morton ve ailesi küçük bir kasabada yaşamaktadır. Klasik bir katolik aile bu, babanın sözünün dinlendiği yerde gizli bir anaerkilliğin bulunduğu, her şeyin kontrollü bir şekilde yaşandığı, kardeşlerin birbirini sevdiği, anneyle babanın ayrılmaz bir ikili oluşturduğu tipik bir aile. Çocukların yaratıcılığını tetikleyecek sıkıntılı bir ortam. Küçük Jamie dünyayı tanımaya çalışırken din adamı Charles Jacobs'ın kasabaya gelişiyle dünyası renklenecektir. Elektrikle haşır neşirdir yirmilerinin başındaki bu genç adam, kilisede İsa'nın su üstünde yürümesine kadar birçok model tasarlar ve çocukları eğlendirir. Elektriğin Tanrı'nın yaratısı olduğunu belirtmekten geri kalmaz tabii, Tanrı'yı anlamanın bir yolunun doğaya ait olan her şeyi anlamaktan geçtiğini söyler. Bilim adamı gibi bir abimiz, güzel eşi ve tatlı çocuğuyla üç sene boyunca kasabanın sevilen yüzü olur.

King'in sert dönüşlerinden birini görürüz bu noktada, küçük detaylarla kurduğu dünyayı aniden yıkar. Güzel bir aile manzarasından, Charles'ın eşi Patsy'nin güzelliğinden yanağa sarkmış bir sağ göze, dirsekten kopmuş bir kola ve yüzü et püresi haline gelmiş küçük, tatlı çocuğa.

"Pasifik'te denizcilerle savaşmış ve korkunç görüntülere tanık olmuş Ferald duraksamadan koşmaya devam etti ama omzu üstünden bağırdı. 'Kadın ve çocuk için çok geç. George için olmayabilir.'" (s. 59)

Güzel kurabiyeler ve sıcak aile ortamı bitmiştir. Rüya sona erdi. Herkesin çok sevdiği rahip, sinir krizi geçirirken arka arkaya bağırır: "Oğlumun yüzü nerede?!"

Bir Dr. Frankenstein kolay yetişmiyor, travmatik olaylar gerekir. Kara Vaaz'ını verir Charles, yarı deliyken. Kilisede toplanan kasabalılara en hafif tabirle Tanrı'nın güvenilmez olduğunu söyler ve herkesin şaşkın bakışları altında çekip gider. Kovulur, Jamie'yle son bir kez konuşur ve bir sonraki karşılaşmalarına kadar ortadan kaybolur.

Buraya kadar Jamie'nin aile yaşantısını yakından görürüz. 60'ların genç kuşağı ne yaşıyorsa ailede de o yaşanır; müzisyen bir çocuğa tembihlerle sahneye çıkma fırsatı sunulması, nispi özgürlük ortamı, sıcak bir aile. Bir iki de mucize. Jamie'nin abisi, boğazına aldığı bir darbe sonucu sesini kaybeder ve rahibin elektrikli bir boyun tedavisiyle tekrar konuşabilmeye başlar. İnanç işi mi bu, belki başlarda öyleydi ama Kara Vaaz'dan sonra rahibin düşüncelerine göre pek öyle değil. Gerçi elektrik yine Tanrı'dan, ama bu Tanrı'yı iyi yapmıyor. Anlaşılmak istenen ama buna pek de değer vermeyen yüce varlık. Gizliliğine meydan okunabilir. Rahip için bir sınır yoktur artık.

Jamie'yle rahibin bir sonraki karşılaşmaları yirmi küsur yıldan sonra gerçekleşir. Rahip elektrik şovları düzenlemekte, Jamie de gezici müzisyenlik yaparak bol bol uyuşturucu kullanmaktadır. Bir panayırda karşılaşırlar, Jamie hastalıktan ve aldığı bol miktarda uyuşturucudan bayılır, rahip Jamie'yi elektriksel zamazingolarla tedavi eder ve yoluna gider.

Turboya geçeyim; rahibin Tanrı'ya kızgınlığı devam etmektedir ve doğanın gizli güçlerini kullanarak ölümün arkasında ne olduğunu görmeye çalışır. Elektriğin görünür kısmının arkasında gizli bir gücü de vardır, tedavilerini bu güç yardımıyla uygular. Bu iki karakterin üçüncü karşılaşmaları dizilerde sıkça gördüğümüz din adamı-şifacı kılığına girip açık alanlarda, dev çadırlarda şifa dağıtan rahibin izini süren Jamie'nin çabalarıyla gerçekleşir. Rahibin iyileştirdiği insanların bazılarında tedavinin yan etkileri görülmektedir; Jamie koluna bahçe hortumu bağlayıp kendini çatallamaya çalışırken bulur kendini. Biri toprak yer, biri gördüğü her şeye sahip olmaya çalışır falan. Çoğu insan sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürür. Jamie için yeterli değildir bu, doktorun izini sürer ve ilk karşılaşmalarından neredeyse 50 yıl sonra son kez karşılaşırlar.

Doktorun amacını söylemiştim. Gerçekten de ölümün ardını gösterebilecek bir düzenek kurar ve Jamie'ye öbür tarafı gösterir. Kağıttanmış gibi dalgalanan bir gök, birkaç gerçeküstü ağız, "Ana" ve Yüce Eskiler'e sonsuza dek hizmet etmek üzere yutulmaya yürüyen ruhlar. Ölüm yok, umut yok, cehennem veya cennet yok. Ruhlar koyunlar gibi güdülecek, her şey sonsuzluktaki ıstıraba yürüyecek.

Kabaca mevzu bu. Nefis.

5 yorum:

  1. Stephen King'in eskı dadu yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bittabi, yine de bu yazdıkları da ekmek.

      Sil
  2. Stephen King'in adını çoğu yerde duydum. Ama henüz hiç okumuş değilim. Güzel bir kitaba benziyor. Bununla başlayabilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bununla başlamanızı tavsiye etmem. Bence Mahşer, Göz veya O ile başlayın. Hatta kronolojik gidin derim, Göz ile başlayın.

      Sil
    2. Önerinizi göz önünde bulundurucam.

      Sil