Bileğine kuvvet yiğit, baltana zeval gelmeye!

Xaltotun çok çaça bir büyücü, o sırada Aquilonia tahtında oturan Conan'a diş biliyor ve siyasi oyunlarla adamlarını birer birer tahta çıkartıp düşmanlara savaş açıyor. Conan'ın macerayla dolu günleri, korsanlık ve yağma zamanları geride kalmış, herif soylu kanı taşımamasına rağmen tahtı baltayla ele geçirmiş ve bırakacak gibi değil ama Xaltotun o güne dek görülen en kuvvetli büyücü denebilir, savaş öncesi bir büyü yapar ve Renly Baratheon hadisesine benzer bir şey gerçekleşir; Conan'ın çadırında bir gölge belirdikten sonra savaşçımızı felç eder. Conan kıpırdayamaz, yerine kendisine benzeyen bir adamı geçirirler.
Savaş başlar ve anlatım tekniklerini kullanması açısından çok başarılı bulduğum Howard'ın sürprizi belirir: Savaşı Conan'a bir yardımcısı anlatır ve bütün savaşı onun ağzından dinleriz. Şöyle canlandırabilirsiniz; bir çadırın içinde Conan yatıyor, çadırın girişinde yardımcısı heyecanla savaşı anlatıyor. Kamera sabit, yardımcının orduların manevraları hakkında söylediklerini duymanın yanında yüz ifadesini de görüyorsunuz. Sonra Xaltotun'un hayvani büyüsü yüzünden tepeler Conan'ın ordularının üzerine çöküyor, büyük bir yenilgi. Yardımcı şoktan donmuş bir haldeyken kendine geliyor ve komutanını kaçırmaya çalışırken öncü kuvvetler çoktan çadırın civarına gelip herkesi kılıçtan geçiriyor. Conan yakalanıyor, yancılar devrik kralı öldürmek istese de Xaltotun bizimkini sağ bırakıyor ve diğerlerinin nefretini kazanıyor.
Xaltotun, Conan'ı zindanına kapatıyor ve köle olması için baskı yapıyor ama adamımız yine bir yolunu bulup cehennemle yüzleşiyor, bir canavarı öldürüp kirişi kırıyor. Zenobia, Conan'ın kaçmasını sağlayan kadın, daha sonra Conan'ın eşi olacak. Kadınlar Howard'ın hikâyelerinde yan karakterler olarak karşımıza çıkıyor ve söylendiği gibi bir kadın düşmanı değil Howard. Kadınları ikinci plana yerleştirdiği söylenebilir ama roller kesinlikle önemsiz değil, bu yüzden Howard'ın eserleri kadın-erkek odaklı arketipçi bir okumaya son derece açık. Kahramana yardım eden kadınlar, ihanet eden kadınlar, kahramanı dönüştüren, yeni bir yolculuğa çıkaran, yolculuğunu biçimlendiren kadınlar... Çok zengin bir mevzu.
Sonrası Conan'ın bitmeyen maceraları işte. Kalbin peşinde eski günlerine dönüş yapıyor Conan; gemiyle denizlere açılıp köleleri kurtarıyor, aradığını buluyor ve adamımızı alt ediyor. Bu gemideki köleleri kurtarma hadisesi de incelemeye değer. Monarşinin demokrasi olarak değerlendirildiği bir dünya bu, dolayısıyla bir efendiden başka bir efendinin -Conan- buyruğuna giren kölelerin sevincini anlamak mümkün ama açıkta kalan noktalar var. Sevinçten hoplayıp zıpladıktan sonra tekrar küreklere dönüyorlar, değişen bir şey yok aslında. Başlarında efsanevi bir komutan var, komutanın sözünden çıkmaları yasak ama daha çok yağma yapacakları için mutlular. Yani bakınca adamların özgürlük problemi yok, herkes mamasına bakıyor. Diş geçirebilen başa geçiyor, mevzu bu.
Conan işte, macerayı seven adam. Uç rastlantılar, bir anda ortaya çıkan yardımcılar falan derken olay iyice mitolojik bir hal alıyor, parodiye dönüşmeye ramak kalıyor ama anlatan ciddi, okuyan ciddi, bize de adamımızın yardığı kafalardan, öldürdüğü kötülerden zevk almak dışında bir şey kalmıyor. Hadi bakalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder