28 Temmuz 2012 Cumartesi

Marquis de Sade - Erdemle Kırbaçlanan Kadın

Bierce bir öyküsünde, "Yazarın okuyucu üzerinde bazı hakları vardır. Mesela kitabının yolculukta okunmasını istemez, sahilde okunmasını istemez. Bu onun en doğal hakkıdır. Her kelimenin didiklenmesini isteyebilir, bütün zamanın ve bütün dikkatin yazdıklarına verilmesini ister," diye söyletir bir karakterine. Yazar hakkından öte harbiden otobüslük vs. kitaplar vardır, bir de ev kitapları vardır. Mesela Poe'nun bütün hikâyelerini otobüste okuyamazsın, çünkü nasıl taşıyacaksın lan kocaman cildi.

Erdemle Kırbaçlanan Kadın da pek yolluk kitap değil. Bendeki Oğlak'tan çıkan. Bu versiyonu Sade'ın asıl yazdığı değilmiş. Önce bunu yazmış, sonra toplatılmış bu, ardından daha hacimlisini yazmış. Bu biraz özet gibiymiş. Valla özet mözet, gayet kafa emici bir kitap.

Sade'ın söyledikleri şöyle özetlenebilir:

* Dünyanıza sıçayım, adaletinize sıçayım, aile kavramınıza sıçayım.
* Tanrınız güçsüz, bunca kötülüğe sessiz kalan bir tanrıya tapmak zavallılıktır.
* İkiyüzlü kıçlar, yalancı götler ve gıllolar.
* Kötülük yoktur, güç vardır.

Evet, aşağı yukarı böyle. Kitapta göreceğiz zaten.

Öncelikle şunu söyleyeyim; Minyeli Abdullah ne kadar "romansa" bu da o kadar roman. Hatta Ziya Gökalp ne kadar şairse bu da o kadar şair. Hatta Necip Fazıl... Öyle yani. Sade'ın en azından bu romanda kurgusal kaygısı pek olmamış. Konuya gel: Anası babası ölen iki kız kardeşten küçük olanı çeşitli cinsel işlerden ve katakullilerden sonra süper bir eşe, büyük bir paraya sahip olur. Eşe sahip olur, evet. Büyük olansa erdemlidir, Şener Şen'in Namuslu'su gibi. Aslında şu kitabı okumak yerine Namuslu'yu izlemek daha iyi bir tercih olacaktır dsfd. Şaka şaka, kurgucu bir yazarın romanı olmasa da çağına göre oldukça sarsıcı fikirler içeren bir roman. Neyse, büyük olan. Büyük olanın başından geçenler kitabın sonunda mevcut, listelenmiş. Ben girmiyorum onlara. Şu yeter: Justine -adalet göndermesini çaktınız- ayvayı yiyor, katakullicilerse yaşıyor. Yaşıyor derken para, şöhret. Böyle şeyler.

Juliette -küçük kardeş- kocasıyla gezerken tozarken karşısına idam edilmek üzere olan bir kadın çıkar, han gibi bir yerde galiba. Kadın hikâyesini anlatmaya başlamadan önce Juliette şöyle diyor:

 "Belki de aslında suçsuz olan bu yaratığa tam bir katil gibi davranılıyor, oysa benim -kuşkusuz ondan çok daha suçlu olan benim çevremde her şey ne kadar yolunda gidiyor." (s. 23)

Juliette'in seçtiği yolu gayet bilinçli bir şekilde seçtiği açık. Aile öldükten sonra ya açlıktan sürünecekti, ya da kolay yoldan zengin olacaktı. İkincisini seçti fakat içinde erdem kırıntıları var. Cinsellik, ahlâki olarak erdemden ayrılıp standartları yüksek bir hayat sürmek için araç haline geliyor.

Kronolojik olarak gitmeyeceğim. Justine, Mösyö de Bressac isimli bir markinin vasıtasıyla iş bulur. Marki, annesini öldürüp büyük bir mirasa konmak ister, Justine'i de maşa yapmak ister. Justine karşı çıkar, tanrı manrı bir şeyler der. Markinin cevabı:

"Bütün dinler yanlış bir ilkeden yola çıkar, Sophie. Hepsi üstün bir yaratana tapınmayı gerekli sayar." (s. 56)

Din eleştirisi daha var. Justine bir kiliseye sığınır. Kilisede bulunan dört papaz, Justine'le birlikte sayıları dörde çıkan kızlarla alem yaparlar. Öyle böyle değil; kırbaçlar, anal seks, bilmem ne. O devirde tabii büyük olaylar bunlar. Dinin insan doğasını değiştiremeyeceğini, insanoğlunun güce taptığını ve dini de bu gücü elde etmek adına kullandıklarını söylerler.

Kiliseden kurtulan Justine bu sefer öldürülmek üzere olan bir adamı kurtarır, adam Justine'i evine götürür ve orada kızcağızı köle yapar. Adama göre Justine, kurtarma işine kendi iyilik hazzını doyurmak için girişmiştir. Kant felsefesinin tersten okuması gibi bir şey zannediyorum. Şurada iki güzel makale var:

http://www.sanatlog.com/sanat/marquis-de-sade-ve-kant/
http://www.egs.edu/faculty/slavoj-zizek/articles/kant-and-sade-the-ideal-couple/

Böyle. Alexandrian'ın Erotik Edebiyat Tarihi diye bir kitabı var, demin baktım, unutmadan yazayım. Diyor ki işte bir Jekyll-Sade var, bir Hyde-Sade. Jekyll olan daha kurgucu, daha romancı Sade. Düşüncelerini bu ve diğer bir iki kitapta sapkınlığın sınırlarında gezinerek verebiliyor. Hyde olansa Sodom'un 120 Günü gibi eserlerinde öeeh diyor.

Gayet klasik.

3 yorum:

  1. Sadizmin babası olan mı bu ya? Bişeyler daha okumuştum bu herif hakkında.

    YanıtlaSil
  2. Bu. Son derece tutarlı ve hanım tokatlayıcı bir kardeşimizdir. Günümüzde yaşasa aile za zü bakanı onca rezillikten sonra istifa etmediyse bu adam yüzünden garanti istifa ederdi.

    YanıtlaSil
  3. Okuyup okumamakta kararsızım, kaldırabilir miyim acaba?

    YanıtlaSil